Yaklaşık her 1000 çocuktan biri ciddi derecede işitme kaybı ile doğar. Hafif işitme kayıpları da dahil edildiğinde, bu oran binde altıya çıkar. 18 yaşındaki bireylerde her 1000 kişiden 17'sinde değişen derecelerde kalıcı işitme kaybı görülür.
Bebeklerde sesin geldiği yöne doğru başını çevirmemesi
Bebeklerde mırıldanmanın olmaması veya sonradan kesilmesi
12 aylıkken "el salla" veya "burnunu göster" gibi basit ifadeleri anlamaması
Konuşmanın gecikmesi (2 yaşına kadar yaklaşık 50 kelimeyi anlayabilmesi ve iki kelimelik cümleler kurabilmesi beklenir)
Diğer çocuklarla yeterince ilişki kuramamaması
Kreş veya okul başarısının düşük olması
Sinirsel (sensörinöral) tipteki işitme kayıpları kalıcıdır. Bu tür işitme kayıplarının yarısı genetik faktörlerden kaynaklanır ve çoğunlukla doğuştandır. Diğer yarısı ise menenjit, konjenital sitomegalovirüs enfeksiyonu gibi enfeksiyonlar, kafa travması, yüksek şiddette sese maruz kalma veya bazı ilaçların kullanımı gibi sonradan gelişen nedenlerden kaynaklanır. Bazı sensörinöral işitme kayıplarında ise neden belirlenemeyebilir.
İletim tipi işitme kayıpları genellikle geçicidir. Çoğunlukla kulak kiri (buşon), orta kulak iltihabı, orta kulakta sıvı toplanması veya kulak zarında delinme gibi nedenlerden kaynaklanır.
Çocuklarda işitme kaybı ne kadar erken tespit edilirse, çocuğun işitmesi ve konuşmasının gelişimi için uygun tedaviye o kadar erken başlanabilir. İşitme kaybı tanısı için çocuğun yaşına göre farklı testler yapılabilir. Bunlar arasında OAE (otoakustik emisyon) testi, ABR (işitsel beyin sapı yanıtı) testi, odyogram (standart işitme testi) ve timpanometri yer alır.
İletim tipi işitme kayıpları altta yatan nedene göre tedavi edilir. Kulak kirinin temizlenmesi, orta kulak iltihabı için ilaç tedavisi, orta kulakta sıvı toplanması durumunda kulak zarına tüp takılması, kulak zarı deliklerinde ise miringoplasti ameliyatı ile işitme kaybı düzeltilebilir.
Sensörinöral işitme kayıplarında ise işitme kaybının nedenine ve şiddetine bağlı olarak geleneksel işitme cihazları, kemiğe cerrahi olarak tespit edilen işitme cihazları veya koklear implant (biyonik kulak) önerilebilir. İşitme cihazlarına ek olarak çoğu hastada işitme ve konuşma terapisi de gereklidir.