Ménière hastalığı baş dönmesi (vertigo), işitme kaybı, tinnitus (kulakta uğultu veya çınlama sesi duyulması) ve kulakta dolgunluk (basınç) hissi atakları ile seyreden bir iç kulak sorunudur. Ataklar sırasında belirtiler birkaç saat şiddetlidir ve ertesi gün hafifler, baş dönmesi atakları genellikle 20 dakika ile 12 saat arasında sürer. İşitme kaybı başlangıçta dalgalanabilir; hastalığın seyri sırasında kalıcı işitme kaybı gelişebilir.
Hastalığın nedeni iç kulaktaki endolenf adı verilen sıvının basıncının artmasıdır. Çoğunlukla tek bir kulakta olmakla birlikte 10 hastanın birinde her iki kulakta da görülür. Hastalık çoğunlukla 20-50 yaşlar arasında başlar; erkeklerde ve kadınlarda aynı oranda görülür.
Hastalığın kesin nedeni bilinmemektedir. İç kulakta endolenfatik hidrops olarak adlandırılan sıvı birikimi Ménière hastalığı ile ilişkilidir; ancak bunun hastalığın nedeni mi yoksa sonucu mu olduğu tam olarak bilinmemektedir. Yorgunluk ve stres atakların ortaya çıkmasını ve sıklığını etkileyebilir.
Doktorunuz baş dönmesi ataklarının sıklığı, süresi, şiddeti ve özellikleri; işitme kaybının değişkenlik gösterip göstermediği, kulakta dolgunluk hissi ve çınlama varlığı hakkında sorular soracaktır. Tanının en önemli aşaması budur ve belirtilerin iyi tanımlanması gerekir.
İşitme testi: Sensörinöral tipte işitme kaybı görülür. Ataklar sırasında ve arasında yapılmış başka işitme testleri varsa bunların incelenmesi hastalığın seyri açısından çok önemli bilgiler verir.
Denge sistemi testleri: Vestibüler testler tanı için rutin olarak gerekli değildir. Elektronistagmografi veya videonistagmografi ile iç kulağın denge fonksiyonları incelenebilir, bu testlerde hastalığın olduğu kulakta fonksiyonlar zayıflamış bulunabilir ancak sonuçlar hastalığa özgül değildir.
Diğer testler: Ménière hastalığının tanısını kesinleştiren tek bir laboratuvar veya görüntüleme testi yoktur. Görüntüleme yöntemleri bazı hastalarda ayırıcı tanı amacıyla kullanılabilir, ancak bunlar her hastada rutin olarak gerekli değildir.
Vestibüler schwannom
Santral nörolojik nedenler
Baş dönmesi atağı sırasında güvenli bir yerde oturmak veya uzanmak ve düşme riskine karşı dikkatli olmak önemlidir.
Atakların ne zaman ortaya çıktığını ve öncesindeki koşulları kaydetmek, kişisel tetikleyicilerin fark edilmesine yardımcı olabilir. Düzenli uyku, düzenli beslenme ve yeterli sıvı alımı genel olarak yararlıdır.
Bazı hastalar tuz, kafein veya alkol tüketiminin belirtileriyle ilişkili olduğunu fark edebilir. Bu nedenle kişisel tetikleyicilerin belirlenmesi ve gerektiğinde bunların azaltılması düşünülebilir. Ancak bu önerilerin tüm hastalarda atakları önlediği kesin olarak gösterilmiş değildir.
Ménière hastalığının kesin tedavisi yoktur. Doktorunuz aşağıdaki tedavileriden birini veya birkaçını önerebilir:
Az tuzlu diyet
Atak sırasında kısa süreli olarak baş dönmesini baskılayan ilaçlar
Betahistin ve diüretikler, Ménière hastalığında yaygın kullanılan tedaviler olmakla birlikte etkinliklerine ilişkin kanıt kesin değildir.
Kulak zarından ilaç enjeksiyonu: Kulak zarından orta kulağa kortikosteroid (kortizon türevleri) veya gentamisin enjeksiyonları muayene ortamında uygulanabilir. İntratimpanik kortikosteroidler, özellikle diğer tedavilere rağmen devam eden belirtilerde düşünülebilir, ancak etkinliklerine ilişkin kanıtlar sınırlıdır.. İntratimpanik gentamisin özellikle kontrol edilemeyen vertigoda etkili olabilir, Ancak toksisite nedeniyle işitme kaybı riski vardır..
Cerrahi, az sayıdaki hastada gerekir. Baş dönmesi atakları diğer tedaviler ile önlenemediğinde gerekebilir:
Endolenfatik kese cerrahisi: Etkisi kısmı veya geçici olabilir. İşitmeyi olumsuz etkileme olasılığı düşüktür. Etkinliğine ilişkin kanıtlar sınırlıdır ve rutin olarak önerilen bir tedavi olarak görülmemelidir. Seçilmiş ve diğer tedavilere yanıt vermeyen hastalarda bu cerrahi konusunda deneyimli merkezlerde uygulanabilir.
Labirentektomi, işitmesi kullanılamayacak düzeyde bozulmuş olan ve tedaviye dirençli, ağır vertigosu bulunan seçilmiş hastalarda uygulanabilen, etkilenen kulaktaki vestibüler fonksiyonu ortadan kaldıran cerrahi bir tedavidir. İşitme kaybı oluşturduğu için işitmesi kullanılabilir olan kulakta tercih edilmez.