Tıp son birkaç yüzyıl içinde, çiçek hastalığı ve çocuk felci gibi virüsleri yok eden önemli adımlar atmıştır. Ancak bazı virüsler insanlık için büyük küresel sağlık tehditleri oluşturmaya devam etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 21. yüzyılda dünyayı tehdit eden en tehlikeli virüsleri şunlardır:

Marburg virüsü

Marburg virüsü: Ebola virüsü gibi filovirüs ailesinin üyesidir. Enfeksiyonun belirtileri ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kas ve eklem ağrıları, mide ağrısı, kusma, ishal ve kanamalardır. Uganda’ya özgü yeşil maymunlardan sonra insanlarda da hastalığa neden olduğu 1967’de Almanya’nın Marburg kentindeki araştırmacılar tarafından keşfedilmiştir. Yarasaların virüsün taşıtıcısı olduğu düşünülmektedir, ancak bu hipotez henüz doğrulanmamıştır. Marburg virüsü için ölüm oranı %90 çıvarındadır, ölüm nedeni genellikle mide-bağırsak sistemi ve deri kanamaları, şok, yaygın damar içi pıhtılaşmalar ve çoklu organ yetmezliğidir. Tedavisi veya koruyucu aşısı yoktur.

Ebola virüsü

Ebola virüsü: İlk kez 1976’da ortaya çıkmasından sonra, 2014-2016 yılları arasında Batı Afrika’dan başlayan Ebola virüsü salgını bütün dünyayı tehdit etmiştir ve bu salgın sırasında 11.000’den fazla insan ölmüştür. Ebola virüsünün kaynağının yarasalar olduğu tahmin edilmektedir. İnsandan insana enfekte kan ve vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla da bulaşma olabilir.

Ebola virüsünün belirtileri ateş, halsizlik, kas ağrıları, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma, ishal, deri döküntüleridir. Ölüm nedeni böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının bozulması, iç ve dış kanamalardır. Ölüm oranı yaklaşık %50’dir. Ebola virüsü için kanıtlanmış bir tedavi yoktur.

Hantavirüs

Hastalık grip gibi başlamakta, sonra solunum yetmezliği gelişmektedir. Hantavirüs insanlara Amerika kıtasında yaşayan bir kemirgen olan geyik faresi (deer mouse) (Peromyscus maniculatus)’in idrar ve dışkısından solunum yoluyla veya ısırma sonucunda bulaşır. İnsandan insana yayılmaz. Ölüm oranı %40’a yakındır. Virüs için tedavi veya aşı yoktur. Solunum yolu desteği ve oksijen tedavisi ile iyileşme sağlanmaya çalışılır.

Japon ensefalit virüsü

Bu virüs Asya’daki birçok ülkede beyin iltihabı salgını yapmıştır. Ateş, ense sertliği, bilinç değişikliği, baş ağrısı, titreme ve kasılmalar olur. Ölüm oranı %30’dur, ayrıca sağ kalan hastaların %30-50’sinde ciddi sinir sistemi hasarları bırakır. Asya pirinç tarlalarında yaşayan Culex türü sivrisinekler, su kuşları ve domuzlardan insanlara yayılır. Bu virüse karşı bir aşı vardır, ancak hastalığa yakalananlar için ilaç tedavisi yoktur.

Lassa ateş virüsü

1969’da Nijerya’da Lassa’da keşfedilmiştir. Kanamalı ateş ve çoklu organ yetmezliğine neden olur. Virüse bağlı ölümlerin oranı yüksektir (%15-%50). Virüs, Mastomi cinsi kemirgenlerin idrarından su ve besin kaynaklarına geçmesi veya bunların salgıları ile kontamine olmuş havanın solunması ile yayılır. İnsandan insana bulaşma da mümkündür. Tedavide ribavirin isimli anti-viral ilaç ve hiperimmün serum kullanılabilir. Aşısı yoktur.

Kuduz

Kuduz tedavi edilmezse neredeyse %100 ölümcül olma özelliğini korumaktadır. Kuduz virüsü dünya çapında 150’den fazla ülke ve bölgede bulunur. Köpek ve yarasa ısırıkları enfeksiyonun en yaygın bulaşma nedenidir. Vücuda giren virüs merkezi sinir sistemine yayılarak felçlere ve ölüme neden olur. Kuduz bir hayvanla temastan sonra yaranın sabun ve suyla yıkanması, en kısa sürede kuduz aşısı ve kuduz bağışıklık globulini ile tedavisi gerekir.